16
Tem/08
0

İçerik Stratejisi: Verilerin Felsefi Yönü

Çoğu insan “İçerik Stratejisi” kavramının ne anlama geldiğini bilmez. Buna rağmen çoğu kez (yanlış) varsayımlarla açıklamalar yapmaya çalışır. Genellikle bunun yazı yazma işiyle alakalı bir şey olduğunu düşünürler. Bu tamamen yanlış değildir, ancak bir miktar yanıltıcıdır.

Son zamanlarda “içerik stratejisi” ile “içerik”i kıyaslamak için “bilgi mimarisi” ile “tasarım” örneğini kullanıyorum. Bu örneği kullanmak yüreğime su serpiyor, çünkü altı yıl öncesine kadar insanlar “bilgi mimarisi” kavramından da haberdar değillerdi.

İçerik stratejisinin ana hedefi metin ve verileri kullanarak anlamlı ve interaktif tecrübelerin oluşmasını destekleyecek, anlaşılması basit içerik yaratmaktır. Bunun etkili biçimde gerçekleştirilebilmesi için ise iletişimin tüm yönlerinde uzman olunması gerekir.

Peki ne yaptığımızı insanlara anlatırken neden bu kadar zorlanıyoruz?

Belki de içerik çok yaygın bir olgu olduğu için insanlar bu konuyla ilgili herşeyi bildiklerini düşünüyorlar. Eğer yazabiliyor ve okuyabiliyorsanız, bu içerik yaratmanız için yeterli gibi görünüyor (yaklaşık 60 milyon blog bunu yapıyor). Fakat gerçek şudur ki; interaktif tecrübeler elde etmek içeriğin doğası gereği çok daha kompleks bir durumdur. İçerik yüzeysel olarak anlamlı bir katkı oluşturmaz. Dijital çağda içerik stratejisi uzmanları, veri filozofları olmalıdırlar ve “içerik nedir?” sorusuyla başlayarak içeriğin soyut boyutlarını keşfetmelidirler.

Herşey İçeriktir
Ulusal bir magazin dergisi için derin bir metadata sistemi geliştirirken meslektaşım ve aynı zamanda arkadaşım olan Chris Sizemore “herşey içeriktir” demişti. Ona katılıyorum.

Herşey içerikse peki tasarım? Evet, tasarım da içeriktir. Yapı? Evet, içeriktir. Metadata? O da içeriktir. Muhtemelen bundan daha derin bir analiz bekliyorsunuz. O zaman şöyle diyebilirim: “noktası noktasına herşey içeriktir”.

Web tasarımında yoğun görsel alana yönelinirken, detaylı odak olarak içeriğin anlaşılması nasıl gerçekleştirilebilir? Web sitelerinin daha fonksiyonel yapılara kavuşması ve web kullanıcılarının bilinçlenmesiyle, kullanıcılarının taleplerini ve beklentilerini karşılamak isteyen siteler daha sofistike interaktivite ve daha fazla içerikle yapılarını desteklemek zorundadırlar. Fakat bu basit anlamıyla içerik değildir; dikkatlice hazırlanmış ve uygun içerik olmalıdır. Diğer bir deyişle; “anlamlı” olmalıdır.

Birşeylerin anlamlı olmasını belirleyici olarak pek çok faktör bulunmaktadır. Ancak öncelikli olarak bir web sitesi için belirliyeci faktörlerin başında “bağ kurmak” ya da diğer bir deyişle “bağlantılı olmak” gelmektedir. X makalesi tıkladığım konuyla gerçekten alakalı mı? Y görseli gerçekten de okuduğum yazı ile etkili ve doğru biçimde örtüşüyor mu? Kullanıcıyı yeniden bakmak zorunda bırakmayın. Bu ve diğer hassas, dinamik ve kompleks bağlantılar kullanıcıların internet kullanım davranışları ve kuralları dahilinde net biçimde belirtilmelidir. Dilerseniz bir örnek üzerinden gidelim… Mesela birbirinin aynı iki içeriği nasıl ayırt edersiniz?

Her veri kaydının tekil olduğunu ve sınırlarının ne olduğunu söyleyebilirsiniz ancak bu iki ayrı metin kütlesinin aynı olmadığını açıkça tanımlamaya yetmez. Yani byte değerleri iki içeriğin aynı olduğunu ayırt etmemizi sağlayabilir. Ancak bir makale ve makalenin çevirisi / düzenlemesi ya da bir imaj ve bu imajın yeniden boyut kazandırılmış hali arasında ne kadar anlamlı olabilir? Kullanıcı için iki görsel de aynıdır; sadece biri daha küçüktür. Peki bu görselin bir de kesilmiş hali varsa?

Soru “aynılığı neyin oluşturduğu”dur. Bu her ne kadar akademik bir soru gibi görünse de bir CMS (içerik yönetim sistemi) kurduğunuzda pratik bir sonuç almak mümkündür.

Kritik Yoğunluk
Eğer oldukça az bir bilgiyi sunmak durumundaysanız, sadece bu bilgiyi ortaya koyun ve insanların anlamalarını sağlayın. Bırakın kullanıcıların karşısına sadece o çıksın.

Daha fazla bilgiyi paylaşmak istediğinizde ise insanların kolayca yollarını bulmalarını sağlayıcı bazı yapılar oluşturmalısınız. Bu nokta bilgi mimarlarının olaya dahil oldukları aşamadır. Bilgi mimarları, insanların siteye baktıklarında onları düşündürüp yormadan burada ne olduklarını kolayca anlayabilecekleri temel düzenleneme prensiplerini ve görsel ipuçlarını uygularlar. Eğer bilgi mimarının aynı zamanda metin yazımı ile ilgili bir tecrübesi ve ilgisi varsa butonların üzerinde yazılacak olan etiketleri de yaratabilir ve ne tarz bir dil kullanımın sitenin mesajını en iyi biçimde ifade edeceğini tasarlayabilir. Ancak bilgi mimarının bu konuya bir ilgisi veya tecrübesi yoksa bu işi gerçekleştirecek kişi içerik stratejisi uzmanıdır. İçerik stratejisi uzmanı aynı zamanda site yapısının anlamlı olup olmadığı ve bu yapının içerik kullanımını uygun biçimde destekleyip desteklemediğini bilgi mimarı ile yakın biçimde çalışarak ortaya koymak durumundadır.

Yoğun içerikli web sitelerini tasarlarken ve yaparken genellikle manüel düzenlemelerin kişilerin yeterliliklerini aşacak düzeye ulaşabildikleri gözlenmektedir. Bu aşamada samanlıktaki iğneyi bulabilmek için otomasyona ve kompleks algoritmalara ihtiyaç duyulmaktadır. İçeriğe bilgisayarların algılayabileceği niteliksel bir anlam dahil edilmelidir. Mesela bu anlamlar; arama, tarama, linkleme gibi veri odaklı uygulamaları desteklemelidir. İçerik stratejisi uzmanı, içeriğin anlamlılığından ve sitenin en iyi kullanım için tasarlandığından emin olmakla görevli kişidir.

Pratik Olma Zamanı
İşin felsefi kısmını tamamladık (şimdilik) ve içerikten kimin sorumlu olacağını ortaya koyduk. Sırada bunun amaç-anlam bütününde nasıl demleneceği var…

İçeriğin insanlara uygun hale getirilmesi için kelimeleri ve cümle yapılarını iletişim hedeflerimize ulaşmada en fazla katkıyı sağlayacak şekilde seçeriz. Ses tonu, içeriği yaratanların amaçlarını temel alan derin bir algı yaratmak olduğu kadar müşterilerin içerik taleplerini karşılayacak düzeyde de olmalıdır. Bu yaklaşım kural ve örneklerden oluşan bir editöryal stil rehberi ile yakalanabilir ve böylece içerik üreticilerinin benzer bir ses tonu ile konuşabilmelerine yardımcı olunabilir.

İçeriğin bilgisayarlar için daha yararlı olmalarını sağlamak da elimizde. Bunun için yapılandırmalarımızı ve standart öğelerin tanımlandırmalarını; içeriklerin hem ilk kullanımlarını hem de yeniden kullanımlarını kolayca destekleyebilecek dinamik bir temele oturtabiliriz. Sınıflandırmalar ve metadatalar yazarak içeriğin tanımlanması çok daha kolay yapılabilir. Daha bağlamsal olması adına ve çeşitli kompleks işlevleri desteklemesi için içerikler arası bağlantılar oluşturabiliriz.

İçeriği üretime daha elverişli hale getirmek için; içerik yönetim sistemleri, metadata araçları ve arama makineleri de dahil olmak üzere içeriğin üretim, geliştirilme, düzenlenme ve kullanım şekillerini değerlendirebiliriz ve çözüm önerilerinde bulunabiliriz.

İçeriği daha kapsamlı bir hale getirmek için; sitenin içerik gereksinimlerini hesaplanması, hazırda var olan stok içeriğin ortaya konulması, boşlukların tanımlanması, ek materyaller için olası kaynakların belirlenmesi ve içeriğin üretim süreci yönetiminin planlanması gerekmektedir.

Bu işlemleri gerçekleştirirken, basit sorunları karmaşık hale getirebilecek, daha önce üzerinde durduğumuz bazı felsefi sorular yine ortaya çıkabilecektir, sakın şaşırmayın. Küçük bir beyin fırtınası yapalım: “Bazı içerik öğeleri şu anki geçerliliğini ve uygunluğunu üç ay sonra da koruyacak, diğerleri ise 1-2 saat içerisinde geçerliliğini yitirecekse bunları ne tarz ayırt edici niteliklerle belirtmeliyiz?” (İpucu: Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur).

İçerik Stratejisi ile Çalışma Stratejileri
Eğer bir içerik stratejisi uzmanıysanız;

- Kendi kendinize ve meslektaşlarınıza içerikle ilgili zor sorular sorun (Mesela; “İçerik nedir?”, “İçeriği daha anlamlı hale nasıl getirilebiliriz”).
- İçeriğinizle nasıl daha fazla anlam üretebileceğinize, ne kadarının yeterli olacağına ve nasıl sınırlandırmanız gerektiğine dair konuşun. Fayda/maliyet analizleri için modeller geliştirin.
- Farklı içerik modellerini inceleyerek kullanıma uygunluklarını tespit edin.
- İçerik üretme sıkıntısını hafifletmenize yardımcı olacak yeni ve geliştirilmekte olan araçları araştırın. Bu araçlar için yeni kullanım şekillerinin ve gereksinimlerin neler olabileceğini düşünüp program geliştiricilerine bildirin. Böylece bu araçları daha iyi yapabilirler.

Eğer içerik stratejisi uzmanları ile çalışıyorsanız;

- Onlarla birlikte içerik üzerine felsefe yapmak için zaman ayırın. Zaman zaman hızlı bir biçimde nihai çözüme ulaşılamayabilir. Sorunlarla ilgili tartışmalarda sabırlı olun; bazen bu perspektif ideal içerik yaklaşımının kendiliğinden ortaya çıkmasını sağlar.
- Sitenin neye benzeyeceğini analiz eder etmez onlarla ilgilenin. Sitenin yapısının ve tasarımının oluşturulmasını, bazı içeriklerin sayfalara yerleştirilmesini beklemeyin.

Eğer içerik stratejisi uzmanları ile çalışmıyorsanız ancak böyle bir gereksinimin farkındaysanız;

- Şirketinize böyle bir rolün zaman ve emekten nasıl bir kazanç sağlayacağını, problemlerden bu şekilde nasıl kaçınılabileceğini ve nihai ürünün bu şekilde nasıl daha iyi oluşturulabileceğini anlatın. Herhangi bir projenin sonucunda “keşke bunu daha önce yapmış olsaydık” gibi örneklerin oluştuğu durumlarla muhtemelen karşılaşmışsınızdır. Bu olayları içerikle ilgili örneklerle ilintilendirin.
- Eğer bu işe yaramazsa, şirketinizde içerik kuramı ile en yakından ilgili olabilecek kişileri tespit edin ve bu konuda onları soyut düşüncelere sevk edin. Ardından dünyaya geri dönmelerini sağlayın. Böylece artık pratik çözümler üzerine çalışabilirsiniz.

İçerik stratejisi tam olarak tanımlanmamış ya da derinlemesine anlaşılmamış olabilir. Ancak bu sizin onu uygulamanızı engellememelidir. Projelerinizde içerik gereksinimlerini derinlemesine düşünebilmek için zaman ayırın ve içeriğin felsefi olarak yaratacağı fırsat ve durumları sürekli kollayın.

* Bu makale, Rachel Lovinger’in 26.03.2007 tarihinde boxesandarrows.com‘da yayınlanmış olan “Content Strategy: The Philosophy of Data” makalesinin Olcay Güler tarafından Türkçe çevirisidir.

Kategori: Genel
Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Yorum yapılmadı.

Yorum gönder.

Geri izleme yok.